18 Mayıs 2016 Çarşamba

Maske

Maske, iki çeşittir; biri yüzün boyanmasıyla, ten üzerinde yapılan maske, ötekisi ise yabancı bir maddeden yapılan ve istenilen ifadenin daha kolayca verilebildiği maske. Bu ikincisine plastik maske denir.

Yüzü boyama ile ortaya çıkarılan maske, tarih öncesi dönemlerde de vardı; "maske" sözcüğünün ya Ari dilleri öncesi bir kökten geldiği ("kirletmek", "karalamak" anlamında) ya da Lombard-Germen dilindeki "mascus" ya da "masca" kökünden üretildiği sanılmaktadır.



Eski Mısır'da M.Ö 4000 yıllarında yüzün boyandığı biliniyor, çünkü I. Negade dönemine ait boya paletleri ve makyaj çanakları bulunmuştur. Mezopotamya'da da yüz boyamaya rastlıyoruz; M.Ö 3000 yıllarına ait Kral Naramsin'in Tell Brak'taki saray kalıntıları içinde aynı işe yarayan çanaklara ve benzerlerine rastgelinmiştir. Uzakdoğu'da ise yüz boyama çeşitli ülkelerde görülür; Hindistan'da, Hinduların dört kutsal dansından biri olan Katakali dans tiyatrosunda, tanrıları ve kötü ruhları gösterebilmek için yüz boyama yoluyla maskeye gidilmiştir. Çin'de ise "Çov" döneminde (M.Ö 1122-314) görülen danslı tiyaroda, tanrıları ve hayvanları simgeleyen yüz boyamalara rastlanmıştır. Japonya'da ise daha sonra (M.S XVI. yüzyıl) Kabuki tiyatrosunda aynı biçimde maske kullanıldığı bilinmektedir.



Plastik maskenin kaynağı çok daha gerilere, av törenlerine kadar gider. İnsanoğlunun hayvan görünüşüne girme isteği, onu tüylerden, kamışlardan, ahşaptan maskeler yapmaya itmiştir. Pirene Dağlarının Fransa'da kalan kesimindeki "Üç Kardeşler" mağarasında 15.000 ya da 25.000 yıl öncesine ait olduğu bilinen bir resimde, büyücünün bir geyik postuna bürünüp geyik kafası taktığı görülmüştür. Ancak plastik maskenin sanatsal biçim kazanması, sonradan göreceğimiz gibi, ilk kez Antik Yunan tiyatrosunda ortaya çıkmıştır.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder